İlk Beyaz Saçım

October 10th, 2020 Posted by Uncategorized No Comment yet

Tarih 9 Ekim 2020, aynaya bakarken davetsiz misafirimle ilk karşılaştığım gün bugün.

Saçlarımın ilk beyazı gelmiş yerini almış ve bana munzurca gülümsüyor. O tek beyaz, bana gülümsedikçe; Yüreğimde anlamsız bir telaş…

İtiraf etmeliyim ki biraz başım dönüyor, dudaklarımın kenarında şaşkınlıkla hüzün arası bir gülümseme yakalarken.

Hislerim başka, bedenimde gördüklerim başka adeta.

Birkaç dakika öylece izledim kendimi. Bu tek beyaz nasıl becerebilmişti bu denli karmaşayı ruhumda?

Haberi var mıydı kendisinin de acaba, olsaydı bu denli gülebilir miydi?

Yoksa sever miydi bu duygu taşımlarını gittiği bedenlerde görmeyi?

Kim bilir, her gittiği ruhta nasıl karşılamalar yaşamıştı.

İyi de ne anlamlar yüklemiştik ki biz o tek beyaza?

Aslında hep severdim beyaz saç tellerini, kimisine de pek yakışır, havalı dururdu. Hatta saçlarını beyazları yüzünden boyatan arkadaşlarımda oldukça fazlaydı. Bunu da pek anlamazdım doğrusu, önünde sonunda hepimizin saçlarına düşmeyecek miydi o aklar…

İyide o zaman ne diye bu heyecan ruhumda?

Yaşanmışlıklarımızın, var olduğumuzun, yolda olduğumuzun kanıtları değimliydi onlar?

Neydi ki tek bir saç telinin ruhuma fısıldadıkları?

Zaman mıydı tüm mesele acaba?

 Davetsiz dedim ama gerçekten de davetsiz miydi?

Yoksa yıllar boyu davetlerimin icabetimiydi?

Evlilik yıldönümümüzün ertesi sabahı, yeni yaşımın iki ay önü bir de şairin dediği gibi yolun yarısını mı seçmişti?

Bu nasıl zamanlama?

İleride yalnızlığı sevmeyip arkadaşlarını da davet edeceğinden eminim, zaten kim sever ki yalnızlığı bu yaşamda?

Ömür zaten kendimizi birilerine sevdirebilme çabası değil miydi?

Önce anne babamıza, sonra öğretmenler, arkadaşlar en sonunda da işverenler, eşler. Hep bir kabul görme telaşı yok muydu hayatımızda.

Neler yapmıştık yalnız kalmama uğruna, ne tavizler verdik, ne bedeller ödedik, nelerden vazgeçtik?

Nasıl geçirdik ömrün ilk yarısını?

Neydi pişmanlıklarımız, yarım kalmışlıklarımız, sustuklarımız?

Günün sonu değil de ortasındayız madem, hadi yeniden yazmaya…

Zaman geçer, insanlar mekanlar değişir, beden yaşlanır, ruh olgunlaşır ve vade dolar. İşte o vakit tek bir soru gelir insanın aklına;

Hakkını verebildim mi bu yaşamın, yoksa sadece günümü mü bekledim?

Günün sonunda bu soruyla karşılaşmadan önce hala zaman varken soralım bence kendimize:

YAŞIYORMUYUM, VAR MIYIM BU HAYATTA, YOKSA SADECE YAŞLANIYORMUYUM?

Sevgilerimle,

Neslihan BAHADIR

It's only fair to share...Share on Facebook
Facebook
0Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Tumblr
Tumblr
0Share on LinkedIn
Linkedin
Email this to someone
email

No comments yet. You should be kind and add one!

Leave a Reply

Your email address will not be published.This is a required field!

You may use these HTML tags and attributes:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>